| Site Anasayfa | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
04 Ağustos 2008, Pazartesi 11:02 |
BEN ÖLÜNCE
Gidiyorum yolum çetin gönlüm yetimdir
Gidiyorum suskunluğum vasiyetimdir
Gidiyorum yüreğimi sende bıraktım
Gidiyorum senin için türküler yaktım
Ben ölünce matem tutup ağıtlar yakma
Ben ölünce bu sevdayı öksüz bırakma
Osman YAĞMURDERELİYE ALLAH'tan rahmet diliyorum.
Yukardaki şiirini çok güzellll...
ellerine sağlık..
Sen gittin ama bu şirler unutulmaz..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
04 Ağustos 2008, Pazartesi 07:25 |
BANA AŞK BORÇLUSUN
Adam genç kadına seslendi:
- Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu:
- Nasıl öderim ?
Adam gözlerini kırptı:
- Haydi gülümse..!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp,
borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp,
yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu...
Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine:
- Bana mutluluk borcun var..!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu:
-Nasıl ödeyebilirim ?
Heyecanlandı adam:
- Haydi yat dizlerime..!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca.
Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları,
güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu.
Çaresizliğini ördü sıra sıra. Sonra saçının her teline,
mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı..
Ağladı.....
Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice.
Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı:
- Bana yürek borcun var..!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın. Şaşırmadı:
- Bu borcumu nasıl ödeyebilirim ?
Adam kollarını uzattı:
- Haydi tut ellerimi..!
Ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki,
eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde.
Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi;
- Bana can borcun var..!
Kadın irkildi;
- Can mı?
Sigarasından derin bir nefes geçti adam;
- Evet.. Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının:
- Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun ?
Adam, biraz daha yaklaştı;
- Yum gözlerini..!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini.
Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın ? diyerek çattı kaşlarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi.
Kekeledi:
- Hayat öpücüğüydü..!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı;
- Ya senin bu yaptığın neydi ?
Genç kadın kapıya yöneldi;
- Veda öpücüğü..!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın. Adam koştu peşinden,
sümbülleri geri verdi kadına:
- Ne olur iyi bak umut çiçeklerime solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı:
- Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini..!
Adam sevindi:
- Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter..!
Kadın, gözden kaybolurken haykırdı adam:
- Umutlarımı kefil yaptım... Unutma, bana aşk borçlusun!
ByUzO_4'ten alıntı. Kendisine teşekkürler
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
REİS,ÜL-FİTYAN
Yer:
Diğer
Tarih:
03 Ağustos 2008, Pazar 22:15 |
Alıntı Sahibi: nermin kılıç
| tüm göreleli canlara merhabalar evet bende ist da ikamet eden göreleli bir vatandaşım çoğu siteleri ziyaret edemesmde ve hatta z. defterlerine yazma alışkanlığım yok isede bazı siteleri dolaşır güzel görelemden haberdar olmaya çalışırım . bu akşam buraya yazmamın yegane sebebi ise REİS,ÜL-FİTYAN rumuzlu arkadaşın z.defterinin ikinci sayfasındaki yazısı olmuştur bu yazı he rnedens ebeni çok duygulandırdı sanki onun anlattıklarını bire bir bende yaşamış gibiydim kenan paşanın göreleye gelişini hayel meyal bende hatırlıyorum hakikaten arkadaşımızn yazısından kendimi buldum akıcı yazısından dolayı kendilerini takdir ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum |
|
|
İLĞİNİZDEN DOLAYI TEŞEKKÜR EDERİM NE MUTLU BANKİ SİZLERDE O GÜNLERİ HATIRLAYANLARDANSINIZ
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
03 Ağustos 2008, Pazar 08:25 |
Hakan armıza hoşgeldin...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hakan BARUTCU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 20:03 |
İki şeye hakkım olduğuna karar verdim: Özgürlük ve ölüm. Birine sahip olamazsam ötekini isterim çünkü hiç kimse beni canlı tutsak edemez.
Doğuştan sahip olduklarınızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamınızın yoğrulmasıdır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hakan BARUTCU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 20:01 |
İyi kararlar bir kaçınılmazlığa mahkûmdur ; daima çok geç alınırlar...
oScar wiLde
"sevdiğimiz zaman aşk o kadar büyüktür ki bir bütün olarak içimize sığmaz; sevdiğimiz insana doğru yayılır onda kendisini durduran bir yüzey bulur; işte karşımızdakinin hisleri dediğimiz şey kendi sevgimizin çarpıp geriye dönüşüdür; bizi gidişten daha fazla etkilemesinin büyülemesinin sebebiyse kendimizden çıktığını fark etmeyişimizdir."
marcel proust
"Çünkü her seferinde anlıyorum ki; giden döndüğü vakit geride bıraktıklarını yerinde bulamayacak."
B.parLak
Kör bir göze görme duyusu verilmediği gibi ruha da bilgi verilmez..
pLaton
inanın bana varoluştan en yüce bereketi ve neşeyi almanın sırrı tehlikeli yaşamaktır. gemilerinizi bilinmedik denizlere salın şehirlerinizi vezüvün eteklerine kurun kendinizle ve akranlarınızla daima savaş içinde olun fatih olamıyorsanız hırsız olun ey BİLGİ PEŞİNDE KOŞANLAR.
nietSzche
Ben'in sürdürebileceği savaşların en zorlu olan ben'i an be an başkası olmaya zorlayan bu dünyada kendinden başka ben olmamak için savaşmaktır ve bu savaş hiç bitmez
e.e.cummings
Eğer herkesdost sandığı kimselerin kendi arkasından söylemiş olduklarını duymuş olsaydı dünyada dost kalmazdı.
Ne kadar yükselirsen uçmayı bilmeyenlere o kadar küçük görünürsün..
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hakan BARUTCU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 20:00 |
Az felsefe insanı Tanrıtanımazlığa derinlemesine felsefe de Tanrı'ya götürür.
Bacon
"ERKEKLER ŞARABA BENZER GEÇEN YILLAR KÖTÜLERİNİ ESKİTİR İYİLERİNİ OLGUNLAŞTIRIR"
CiçeRo
"YAŞAM BELİRTİSİNİN KÖKENİNDE DUYGULANMA VARDIR; DUYGULANMANIN DA TEMELİ AŞKTIR"
fReud
"AKILLI KONUŞUR ÇÜNKÜ SÖYLEMEK İSTEDİKLERİ VARDIR; APTAL KONUŞUR ÇÜNKÜ KENDİSİNİN BİR ŞEYLER SÖYLEMEK ZORUNDA OLDUĞUNU SANIR."
pLaton
"AKILLI İNSAN DÜŞÜNDÜĞÜ HERŞEYİ SÖYLEMEZ; AMA HER SÖYLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜR."
Sadece erdemli olan bireyler daha iyi daha güzel ve daha adil bir toplum oluşturabilirler.
Jorge Angel LİVRAGA
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hakan BARUTCU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 19:58 |
Ne kadar zengin olursan ol ancak belirli bir miktar para yersin. Denize testiyi daldırırsan bir testi kadar su alır gerisi kalır.
hz. Mevlana
En büyük zafer insanın kendine hakim olmasıdır.
pLaton
Eğer herkesdost sandığı kimselerin kendi arkasından söylemiş olduklarını duymuş olsaydı dünyada dost kalmazdı.
paScaL
Ne kadar yükselirsen uçmayı bilmeyenlere o kadar küçük görünürsün
nietszche
Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça gaflet ve bundan doğacak felaket azalmaz.
b. frankLin
Düşman isterseniz dostlarınızı geçmeye çalışınız. Dost isterseniz bırakın dostlarınız sizi geçsin.
LA ROCHEFOUCAULD
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hakan BARUTCU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 19:53 |
selam,çok güzel bir site olmuş elinize sağlık
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Ağustos 2008, Cumartesi 01:07 |
İÇİMİZDEKİ MASUMİYET
Hangimiz çoğu zaman karanlık Dünyamızla baş başa kalmıyoruz ki,acıların yürek yaktığı anlarda simsiyah geceye boş boş bakmak değilmi yaptığımız,sukun duvarlarla değilmi sessiz kavgamız,Hayatla,gönül küskünlükleriyle geçirmedik mi ömrümüzü, Hangimiz güzel düşler kurup uçurmadık ki gökyüzüne , kanatlarına sevgileri, umutları takarak.
Ama hayat,yaşanan hayat kaçımıza insaflı davrandı ki, umutlarımız çalındı ruhumuzdan Düşlerimizin bile kanadını kestiler,sevgiye yasak vardı sanki girilmez tabelası asılı gönüllerimizde,olmuyordu,bir şeyler yanlış gidiyordu hayatımız'da ya içimiz başkaydı yada dilimiz,ikisi bir olupta akamıyordu bir gönüle,oysa kendimizi seviyorduk biz kötü değildik ki neydi yanlış olan,Yüreğimizden konuşmayımı bilmiyorduk, yoksa yüreğimizle,yüreklere dokunmayımı,belki bencillikti bizi tökezleten,belkide penbesine sığındığımız yalanlar.
Oysa gerçek olabilsek,samimi,yürekten,yalandan uzak,hiç bir çirkinliği saklamadan,yüreğimizle dokunsak gönüllere,özlemleri hasretleri anlatsak,hangi pamuk yürek hayır der bize,hangi gönül açmaz Kapısını,yeter ki kapıyı çalmasını bilsin yürekler
ALINTI
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
Diğer
Tarih:
01 Ağustos 2008, Cuma 03:40 |
SEVGİ_ BAŞARI VE ZENGİNLİK
Bir kadın, evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı 3 tane yaşlı adamın
evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz.
'Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız' der.
'Lütfen içeriye gelin ve birşeyler yiyin.'
'Evin erkeği içerde mi?' diye sorarlar adamlar.
'Hayır' der kadın. 'O dışarıda.'
'Öyleyse içeri gelemeyiz' diye cevap verirler.
Akşam olup kadının kocası eve geldiğinde, kadın başından geçenleri
kocasına anlatır.
'Git onlara söyle ben evdeyim içeri gelebilirler' der.
Kadın dışarı çıkar ve onları içeri davet eder.
'Hepimiz aynı anda içeri girmeyiz.' der yaşlı adamlar.
Kadın ögrenmek ister;
'Niye giremezsiniz?'
Yaşlı adamlardan bir tanesi açıklar:
'Onun adı ZENGİN' der bir arkadaşını gösterir, ve bir diğerini işaret
eder ' O BAŞARI, ben ise SEVGİ.' Sonra ekler;
'Şimdi, içeri gir ve kocanla konuş hangimizi evinizde istersiniz'
Kadın içeri girip söylenenleri kocasına anlatır. Adam duyunca neşelenir.
'Ne güzel!!' der, 'Madem öyle, Zengini içeri çağıralım ve evimizi zenginlikle
doldursun.'
Karısı itiraz eder;
'Canım, niçin Başarıyı çağırmıyoruz?'
Bu sırada konuştuklarını evin diğer köşesinde bulunan gelinleri duyar. Zıplayarak
gelir ve kendi fikrini söyler.
'Sevgiyi çağırsak daha iyi olmaz mı? Evimiz sevgiyle dolar!'
'Gelinimizin önerisini dikkate alalım' der adam karısına.
'Dışarı çık ve Sevgiyi bizim misafirimiz olması için davet et.'
Kadın dışarı çıkar ve 3 yaşlı adama sorar;
'Hanginiz Sevgi? Lütfen içeri gel ve misafirimiz ol'
Sevgi ayağa kalkar ve eve doğru yürümeye başlar. Diğer iki yaşlı adamda
onu takip ederler. Kadın şaşırmış bir şekilde Zengin ve Başarıya sorar;
'Ben sadece Sevgiyi davet ettim, siz niye geliyorsunuz?'
Zengin ve Başarı bir ağızdan cevap verirler;
'Eğer Zengin'i yada Başarıyı davet etmiş olsaydın diğer ikisi dışarıda kalırdı,
ama sen Sevgiyi davet ettin, O nereye giderse bizde oraya gideriz. Nerede
Sevgi var ise, orada Başarı ve Zenginlik de vardır...!!!'
Sevgi ile yaklaşın sevgi bulun............
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
01 Ağustos 2008, Cuma 03:31 |
KENDİMİZE DE Bİ BAKALIM
Adamın biri artık karısının eskisi kadar iyi
duymadığından korkuyormuş ve
karısının işitme cihazına ihtiyaç duyduğunu düşünüyormuş.
Ona nasıl yaklaşması gerektiğinden emin değilmiş.
Bu durumu konuşmak için aile doktorunu aramış; doktor adamın
karısının ne kadar
duyduğunu anlayabilmesi için basit bir yöntem önermiş.
"Yapacağın şey şu, karından 40 adım ileride dur, normal bir
konuşma tonuyla bir
şeyler söyle; eğer duymazsa 30 adım ilerisinde aynı şeyi
tekrarla,
sonra 20 adım;
cevap alana kadar aynı şeyi tekrarla"
O akşam karısı mutfakta akşam yemeğini hazırlarken adam işlemi
uygulamaya koymuş.
40 adım uzaklıktan karısına normal bir konuşma tonuyla seslenmiş
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Cevap yok
Mutfağa biraz yaklaşmış. Mesafeyi 30 adıma indirmiş ve soruyu
tekrarlamış "Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap yok
Mutfağa biraz daha yaklaşmış, mesafe 20 adım ve tekrar sormuş
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Hala cevap yok
Adam mutfağın kapısına gelmiş artık mesafe iyice azalmış ve >
soruyu
tekrarlamış
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
Gene cevap alamamış
Bu sefer karısına iyice yaklaşmış ve aynı soruyu tekrar sormuş
"Hayatım bu akşam yemekte ne var?"
"Hayatım beşinci kez söylüyorum, Tavuk"
Hikayenin ana fikri:
Belki de genelde düşündüğümüz gibi problem daima karşımızdaki
kişilerde olmayabilir.
Problemlerin sebebini birazda kendimizde aramalıyız
YANİ KENDİMİZE DE Bİ BAKALIM
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
31 Temmuz 2008, Perşembe 20:05 |
ATATÜRK'ÜN BİR ANISI
KEYİFLE VE DUYGULANARAK OKUYACAKSINIZ...
Gazi, çiftliğinde dolaşıp hava alırken oldukça yaşlı bir kadına rastladı. Atatürk attan inerek bu ihtiyar kadının yanına sokuldu.
- Merhaba nine.
Kadın Ata'nın yüzüne bakarak hafif bir sesle;
- Merhaba dedi.
- Nereden gelip nereye gidiyorsun?
Kadın şöyle bir duralayıp,
- Neden sordun ki, dedi. Buraların saabısı mısın? Yoksa bekçisi mi?
Paşa gülümsedi.
- Ne sahibiyim ne de bekçisiyim nine. Bu topraklar Türk milletinin malıdır.
Buranın bekçisi de Türk milletinin kendisidir. Şimdi nereden gelip nereye gittiğini söyleyecek misin? Kadın başını salladı.
- Tabii söyleyeceğim, ben Sincan'ın köylerindenim bey, otun güç bittiği, atın geç yetişdiği, kavruk köylerinden birindeyim. Bizim muhtar bana bilet aldı trene bindirdi, kodum Angara'ya geldim.
- Muhtar niçin Ankara'ya gönderdi seni?
- Gazi Paşamızı görmem için. Başını pek ağrıttım da... Benim iki oğlum gavur harbinde şehit düştü. Memleketi gavurdan kurtaran kişiyi bir kez görmeden ölmeyeyim diye hep dua ettim durdum. Rüyalarıma girdi Gazi Paşa. Bende gün demeyip mıhtara anlatınca, o da bana bilet alıverip saldı Angaraya, giceleyin geldimdi. Yolu neyi de bilemediğimden işte ağşamdan belli böyle kendimi ordan oraya vurup duruyom bey.
- Senin Gazi Paşa'dan başka bir isteğin var mı? Kadını birden yüzü sertleşti.
- Tövbe de bey, tövbe de! Daha ne isteyebilirim ki... O bizim Vatanımızı gurtardı. Bizi düşmanın elinden kurtardı. Şehitlerimizin mezarlarını onlara çiğnetmedi daha ne isteyebilirim ondan? Onun sayesinde şimdi istediğimiz gibi yaşıyoruz. Şunun bunun gavur dölünün köpeği olmaktan onun sayesinde kurtulmadık mı?
Buralara bir defa yüzünü görmek, ona sağol paşam! Demek için düştüm. Onu görmeden ölürsem gözlerim açık gidecek. Sen efendi bir adama benziyon, bana bir yardım ediver de Gazi Paşayı bulacağım yeri deyiver. Atatürk'ün gözleri dolu
dolu olmuştu, çok duygulandığı her halinden belliydi. Bana dönerek,
- Görüyorsun ya Gökçen, işte bu bizim insanımızdır... Benim köylüm, benim vefalı Türk anamdır bu.
Attan indim. Yaşlı kadının elini tuttum anacığım dedim, sen gökte aradığını yerde buldun, rüyalarını süsleyen, seni buralara kadar koşturan Gazi Paşa yani Atatürk işte karşında duruyor.
Köylü kadın bu sözleri duyunca şaşkına döndü. Elindeki değneği yere fırlatıp, Atatürk'ün ellerine sarıldı. Görülecek bir manzaraydı bu. Ikisi de ağlıyordu. Iki Türk insanı biri kurtarıcı, biri kurtarılan, ana oğul gibi sarmaş dolaş ağlıyorlardı. Yaşlı kadın belki on defa öptü atanın ellerini. Ata da onun ellerini öptü. Sonra heybesinden küçük bir paket çıkarttı. Daha doğrusu beze sarılmış bir köy peyniri. Bunu Atatürk'e uzattı;
- Tek ineğimim sütünden kendi ellerimle yaptım Gazi Paşa, bunu sana hediye getirdim. Seversen gene yapıp getiririm. Paşa hemen orada bezi açıp peyniri yedi. Çok beğendiğini söyledi. Sonra birlikte köşke kadar gittik.
Oradakilere şu emri verdi;
'Bu anamızı alın burada iki gün konuk edin. ('Ananı da al git' diyenler var artık zamanımızda) Sonra köyüne götürün. Giderken de kendisine üç inek verin benim armağanım olsun.'
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
31 Temmuz 2008, Perşembe 01:09 |
BİRLİK OLALIM BİZ BİZ TÜRKLER NELER BAŞARMADIK
Yanlışlarımız ..
Eksik yanlarımız var
Birlik olmayı ..
Aynı yürekle hissetmeyi unuttuğumuz zamanlar ..
Kişisel çıkarların ön planda tutulduğunu ..
Bunlara göre hareket edildiğini görüyoruz ..
Maalesef böyle bir zamandayız ..
Yıllar önce o büyük savaşta ..
Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı Kurtuluş savaşı'nda ..
Bugünlerle karşılaştırılmayacak şartlarda mücadele etmedik mi ?
O zaman galip çıkmadık mı ?
Alnımızın akıyla ..
Çoluk-çocuk, kadın-erkek demeden savaşmadık mı ?
Şimdi yine kritik bir dönemdeyiz ..
Şartlar, manzara iç acıtıyor ..
İstenen ve beklenen ..
Önce ayrıştırmak toplumu ..
Sonra da çarpıştırmak ..
Biz umudumuzu, güvenimizi kaybedersek ..
Kazanamayız ..
Uzaktan izleyip, içten içe sevinenler kazanırlar ..
Yine başarmalıyız ..
Başka seçeneğimiz yok ..
Emanetimize el birliği ile sahip çıkmak ..
Doğacak güneşi birlikte seyretmek için
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
Diğer
Tarih:
31 Temmuz 2008, Perşembe 01:02 |
KÖTÜ GÜNÜZDE İYİ HİSSETTİRECEK BİR YAZI
Hayatın içinde çok şeyi es geçiyoruz.Aslında bizi mutlu edecek o kadar çok şey var ki,kalabalıkların arasında bunu ne farkedebiliyor ne de önemsiyoruz?Eğer bu yazıyı okumaya karar verdiyseniz ,siz de bugünlerden birini yaşıyor olmalısınız.Yazıyı okuduktan sonra şöyle bir düşünün.Aslında bu ve bunun gibi birçok şeye daha sahipsinizdir.Sadece BAKMAYIN;GÖRMEYİ deneyin.
1.Dünyada en az 2 kişi sizi uğrunuzda ölecek kadar seviyordur...
2.Dünyada en az 15 kişi uğrunuzda ölmese de sizi seviyordur...
3.Biri sizin gibi olamadığı için size çok imreniyordur...
4.Sizin bir gülümsemeniz,size bakan birçok yüzü aydınlatıyor...
5.Her gece birisi mutlaka uykuya dalmadan önce aklından sizi geçiriyordur...
6.Birisi için dünyalara bedelsinizdir...
7.Siz olmadan yaşayamayan en az 1 kişi var...
8.Siz sahip olduğunuz bütün özelliklerinizle kendinize özel ve eşsinizdir...
9.Varlığından haberiniz bile olmayan biri,sizi seviyordur...
10.Dünyanın en büyük hatasını bile yapsanız,mutlaka bundan size yarayacak bir şey çıkar...
11.Bütün dünyanın size sırtını döndüğünü düşündüğünüzde,etrafınıza bir bakın...Belki de sırtını dönen sizsinizdir?
12.Birşeyi elde edemiyeceğinizi düşünürseniz ona asla sahip olamazsınız.Ama kendinize inanırsanız er ya da geç istediğinizi elde edersiniz.
13.İnsanların sadece iltifatlarını aklınızda tutun,kabalıklarını unutun.
14.Her zaman insanlara onlarla ilgili ne hissettiğinizi söyleyin.Bilmelerini sağladığınızda kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz.
15.Gerçekten eşsiz bir arkadaşa sahip olduğunuza inanıyorsanız,bunu hemen şimdi ona söyleyin.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
nermin kılıç
Yer:
Diğer
Tarih:
30 Temmuz 2008, Çarşamba 23:29 |
tüm göreleli canlara merhabalar evet bende ist da ikamet eden göreleli bir vatandaşım çoğu siteleri ziyaret edemesmde ve hatta z. defterlerine yazma alışkanlığım yok isede bazı siteleri dolaşır güzel görelemden haberdar olmaya çalışırım . bu akşam buraya yazmamın yegane sebebi ise REİS,ÜL-FİTYAN rumuzlu arkadaşın z.defterinin ikinci sayfasındaki yazısı olmuştur bu yazı he rnedens ebeni çok duygulandırdı sanki onun anlattıklarını bire bir bende yaşamış gibiydim kenan paşanın göreleye gelişini hayel meyal bende hatırlıyorum hakikaten arkadaşımızn yazısından kendimi buldum akıcı yazısından dolayı kendilerini takdir ediyorum ve başarılarının devamını diliyorum
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
OSMAN DOST
Yer:
Samsun
Tarih:
30 Temmuz 2008, Çarşamba 12:00 |
BU BADİREYİ'DE ATLATIRIZ.yokolmuş kocaman bir imparatorluğu,TC olarak yeniden kuran bu millet,elele vermek suretiyle bu badireyi'de atlatır.satılarak veya birbaşka türllü elden çıkarılanarı,yeniden fazlasıyla kurarız..mühim olan,"Demokrasinin araç olarak"kullanilmasına fırsat vermeyelim.Gerekirse milli bir basın kurumu oluşturup,Yazılı ve görsel medya'da milli bir duruş sergileyelim.Milli kimliği tanımıyan,üniter yapıyı zorlayan,ellere uşaklık yapanlarla olmaz..yinede demokrasi
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SERTAÇ HOCA
Yer:
Eskişehir
Tarih:
30 Temmuz 2008, Çarşamba 03:27 |
Uyandırın
korkmayın heryerde konuşun konuyu siz açın
takside taksiciye konuşun
apartmanda kapıcıya konuşun
sakallı gazete bayinizle konuşun
eve gelen gündelikçiye konuşun.
Anlatın eğer Fethullah dindarsa peygamber gibi ise
neden Amerika'da yaşıyor ?
neden Mekke'de Kabe yakınlarında bir malikanede değil de
Amerika'da FBI çiftliğinde.
Söyleyin bu zat değilmiydi 25 yıl o cami senin bu cami
benim salya sümük ağlayarak FAİZ haram diyen ?
sorun kapıcınıza peki BANK ASYA nedir ?
Önce alıştırmanız gerekir.
Görüntüye.
Seslere.
Hareketlere.
Sessizliğe.
Çevrenizde olup bitenlere.
Yavaş yavaş alıştırırsınız.
Alışırlar.
Türbana.
Çarşafa, peçeye.
Taşyapı'ya.
Oğulların gemilerinin olmasına.
Çocukların televizyon kurmasına.
Yakınların yolsuzluklarına.
Sevgililere alınan evlere.
Çokeşliliğe.
Erkeklerin, kadınların ayrı ayrı oturmasına.
Ramazanda öğle yemeği verilmemesine.
Beyaz takkeyle gezenlere.
Hem de öyle alışırsınız ki size çok doğal gelmeye
başlar.
Bizde böyle deyip geçmeye başlarsınız.
'Galiba demokrasi bu da biz mi anlamıyoruz?' diye
kuşkulanırsınız.
Sonra da uyuşursunuz.
Yavaş yavaş uyuşursunuz.
İçinizden bile tepki duymaz olursunuz.
'En az üç çocuk yapın' derler, dinler geçersiniz.
'Bizi azaltmaya çalışıyorlar' derler, gülme duygunuz
bile kaybolmuştur.
'Batı'nın ahlaksızlığını aldık' derler, öyle dinler
durursunuz.
Uyuşturmuşlardı r sizi.
Bir yandan Çanakkale zaferini kutlarsınız.
Öte yandan Çanakkale savaşını yıllar sonra
kaybettiğinizi bile fark etmezsiniz.
Başbakanınız planlarını Amerika'ya açıklar.
Siz buradan dinlersiniz.
Amerika Ankara'yı işgal etmektedir.
Siz İngilizce öğrenmeye çalışırken durumu
göremezsiniz.
***
Alışırsınız ve uyuşursunuz.
Geçmişe dalıp gitmişken,
geleceği kaybetmekte olduğunuzu fark edemezsiniz.
Plan da bunun için yapılmıştır.
Önce alıştırma.
Sonra uyuşturma.
Yüzünüze demokrasi derler, arkanızdan gülerler.
Yüzünüze çok kültürlülük derler, arkanızdan bölerler.
Yüzünüze değişim derler, arkanızdan soyarlar.
Yüzünüze gelişim derler, arkanızdan bakarlar.
Alışırsınız.
Uyuşursunuz.
Tehlikenin farkında mısınız?
Önce Alıştırma - Sonra Uyuşturma...
PROF. DR. ERDAL ATABEK
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ALİ DURSUN
Yer:
Diğer
Tarih:
30 Temmuz 2008, Çarşamba 00:14 |
HEMŞEHRİLERİMİN MİRAÇ KANDİLİNİ KUTLUYORUM.
TERÖRÜ LANETLİYORUM.
BEKLE BENİ GÖRELE
YARIN SENDEYİM.
KOY DEMLİĞİ SOBANIN ÜSTÜNE
ŞAKIR ŞAKIR YAĞMUR YAĞARKEN
ÇAYLARI YUDUMLAYALIM SENİNLE
DERESİNE,
HAVASINA,
SUYUNA,
AŞIK OLMUŞUM
NE KADAR AKSİ OLSA DA İNSANLARINA.
31 temmuz akşamı Görele horon düğün salonunda Bilal DURSUN ağabeyimin tekne kazıntısı oğlu Ünsal DURSUN'un düğününde buluşalım.
ALİ DURSUN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Müjde Dural
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 23:38 |
Merhabalar,
Bu web sitesi harika, rahmetli babam (Hayrettin Dural) da Görele köyündendir.
Bir gün Görele'yi gezmeyi çok istiyorum ama kısmet...gidemesem de bu siteden resimlerine bakarım Ankara'dan selamlar
Sevgiyle kalın
http://antartika.blogcu.com
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ismet İMAT
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 19:56 |
TÜM İSALAM ALEMİNİN MİRAÇ KANDILINI KURTLAR HAYIRLARA VESILE OLMASINI YÜCE ALLAH,TAN NİYAZ EDERİM
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
mustafa öztürk
Yer:
İstanbul
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 14:59 |
Tüm islam aleminin miraç kandilini kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.
mustafa öztürk
Çatakkırı Köyü
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Mehmet Rıza Aksu
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 11:01 |
Tüm hemşehrilerimizin ve tüm müslüman aleminin Miraç kandilini kutlar, bu mübarek gecenin hayırlara vesile olmasını temenni ederim..
www.inancahaber.com
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 10:18 |
HEP UYUTULUYORUZ
Yıllar önce bir suikast gerçekeleşiyor, öldürülen kişi bir gazeteci görüşü önemli değil sonuçta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Ölüm nedeni bir terör örgütü tarafından aracına bomba bırakılarak öldürülüyor...
Yıl 2008 ERGENEKON adı verilen operasyonda belgeler ortaya çıkıyor, Uğur MUMCU suikastini İsrail ajanlarının gerçekleştirdiği ve bu özel timin Türkiye İsrail konsolosluğunda misafir edildiği iddia ediliyor
Tarih 27/07/2008 Güngörende 2 bomba patlıyor 17 vatandaşımız hayatını kaybediyor.
Kullanılan bomba RDX tipi bu bombayı bulmak satın almak zor heleki PKK bilmiyorum ama bu bomba İllegal devletlerin elinde özel yapım bombalar PKK da yapmış olabilir el kaide de ama biz bunu belki 20 yıl sonra başka bir ERGENEKON operasyonunda öğrenecez mutlaka birilerinin üzerine kalacak failleri yakalanacak ama biz uyutulacağız....
Yorumsuz........
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Serdar Kara
Yer:
Diğer
Tarih:
29 Temmuz 2008, Salı 00:06 |
Ümit ederiz ki bu mübarek gece, zor günler geçirdiğimiz; fakat gelecek adına umutla dolu olduğumuz şu dönemlerde yeniden bir uyanışa vesile olur. kandiliniz mübarek olsun..
Yönetim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
İstanbul
Tarih:
28 Temmuz 2008, Pazartesi 12:00 |
!!!!!!!!!!Şeytan gerçekten varmıdır!!!!!!!!!
Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar; Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?
Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.- Evet her şeyi Tanrı yarattı!
Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine "evet efendim" diye yanıtlar.
Profesör devam eder;
- Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise ve şeytan varolduğuna göre şeytanı da Tanrı yaratmış olur ve çalışmalarımızda uyguladığımız "Kesinleştirme" prensibine göre de Tanrı şeytandır.
Öğrenci böyle bir önerme karşısında şaşırır ve yerine oturur. Profesör ise öğrencilerine bir kez daha Tanrı'nın içindeki kaderin bir efsane olduğunu kanıtlamaktan ötürü oldukça mutludur.
Bu arada bir öğrenci ayağa kalkar ve - Bir soru sorabilir miyim profesör? der. Profesör de sorabileceğini söyler. Öğrenci ayağa kalkar ve "Soğuk var mıdır"? diye sorar.
Profesör;
- Nasıl bir soru bu böyle, tabi ki vardır, diye yanıtlar. "Sen hiç soğuktan üşümedin mi?
Öğrenci;
- Aslında, fizik yasalarına göre soğuk yoktur. Yaşamda realitede biz soğuğu sıcaklığın yokluğu olarak düşünürüz. Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir şekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Örneğin, Absolute 0 (-460 derece F) sıcaklığın kesin yokluğudur (hiç olmadığı seviyedir). Tüm maddelerin bu seviyede reaksiyon verme özellikleri bozulur ve değişir. Soğuk yoktur, o yalnızca sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için yarattığımız bir kelimedir, der ve devam eder,
- Profesör, karanlık var mıdır?
Profesör ;
- Tabi ki vardır.
Öğrenci yanıtlar,
- Korkarım gene yanılıyorsunuz efendim. Çünkü, karanlık da yoktur.Yaşamda /realitede karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız. Gerçekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz. Bir basit ışık ışını karanlık bir mekanı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekanın / uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer/mekan için kullanılan bir kelimedir. Son olarak öğrenci profesöre gene sorar;
- Efendim şeytan var mıdır?
Bu kez profesör pek emin olamamakla birlikte yanıtlar;
- Tabi ki, açıkladığım gibi, biz onu her gün, her yerde onu görürüz. Şeytan /kötülük bir kişinin başka bir kişiye her gün sergilediği insaniyetsizliğinin bir örneğidir. O, dünyadaki işlenmiş tüm suçlarda, şiddette yer alır. Bunların tümü şeytanın kendisinden başka bir şey de değildir, der.
Öğrenci devam eder;
- Şeytan yoktur efendim.Yani o kendi başına yoktur. Şeytan basit olarak tanrının yokluğudur. O aynen karanlık ve soğukta olduğu gibi insanın tanrının yokluğunu tarif etmek üzere yarattığı bir kelimeden ibarettir. Tanrı şeytanı yaratmadı. Şeytan / kötülük insanın tanrısal sevgiyi yüreğinde duyumsamadığı zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen sıcaklığın olmadığı yere gelen soğuk ya da ışığın olmadığı yere gelen karanlık gibidir. Profesör yerine oturur.
Genç öğrencinin adı ALBERT EINSTEIN'dır.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
Iğdır
Tarih:
28 Temmuz 2008, Pazartesi 08:59 |
!!!!!!!!! KONFÜÇYUS !!!!!!!!
Ben de 1 yumurta var, sende 1 yumurta var.
Ben sana 1 yumurta versem, sen bana bir yumurta versen, bende 1 yumurta sende 1 yumurta olur.
Ben de 1 bilgi var, sende 1 bilgi var.
Ben sana 1 bilgi versem, sen bana 1 bilgi versen bende 2 bilgi sende de 2 bilgi olur.
Konfüçyus
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Armağan BARUTÇU
Yer:
Diğer
Tarih:
26 Temmuz 2008, Cumartesi 02:48 |
!!!!!!!!!!!!!!! HAYAT !!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Hayat;
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir...
Kendin için neler hissettiğindir...
Güven, mutluluk, şefkattir...
Arkadaşlarına destek olmak
ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır...
...
Hayat;
Kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir...
Ne dediğin ve ne demek istediğindir...
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.
...
Her şeyden önemlisi hayatı, başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir...
İşte hayat bu seçimden ibarettir...
İnsanların en acizi dost edinemeyen, ondan daha acizi ise dost kaybedendir...
(Charles Eguone)
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Ismail Patan
Yer:
Diğer
Tarih:
25 Temmuz 2008, Cuma 17:31 |
Hey gidi memleket heeeey
Az kaldi su an size almanya hamburg havaalanindan yaziyorrum ucagimin kalkmasina surda ne kaldikine ;))))
saygilarimla
ismail patan
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
dilara gül erdemli
Yer:
Balıkesir
Tarih:
25 Temmuz 2008, Cuma 11:44 |
Türkiye Şairler Şiir Yorumcuları ve Aşıklar Topluluğu Başkanı Hemşehrimiz Hikmet Okuyar'ın yaz etkinliklerini izliyoruz Bir bakmışsınız Eğribel Tepesi'nde bir bakmışsınız Tirebolu sahillerinde bir bakmışsınız Kaz dağlarının başında bir bakmışsınız Şebinkarahisar Turizm Kültür Şenliklerinde.Karadeniz Sevdası Türkiye Sevdası ile Türkiye Okuyor kampanyalarına OKUYAR imzasıyla yüzde yüz katkı için tanıtım çalışmaları adına koşturup duruyor.Radyo dinleyen kitap ve gazete okuyanlara daha iyi tanıtım yapıyor daha iyi anlatıyor PROJE çalışmalarını.Tebrikler Başarılar.Okuyar'ı Ayvalık sahillerinde görünce çok şaşırdım.Giresun'u görmüş gibi oldum.Bravo alkışlar tebrikler.
|
| Yukarı |
|
| |