| Site Anasayfa | DEFTERE YAZ |
Gönderen:
Osman Dost
Yer:
Samsun
Tarih:
04 Aralık 2008, Perşembe 18:26 |
BAYRAM MESAJI
Tüm vatandaşlarımızın mübarek Bayramını dini duygularla kutluyor,herşeyin gönüllerince olmasını diliyorum...
Osman Dost
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
03 Aralık 2008, Çarşamba 10:55 |
Dün akşam televizyonda ABD nin New York şehrinde yaşayan Yahudileri seyrettim.Yahudileri hiç tanımadığımızı anladım. ABD de 6 milyon Yahudi yaşıyormuş. İsrail den daha fazla buradaki nüfus ve nüfuzları.Yahudiler Tevrat taki 10 emri harfiyen, hiçbir taviz vermeden yerine getiriyor.
İlköğretimden itibaren kız ve erkek çocuklar ayrı okullarda eğitim-öğretim görüyor. Hiçbir okulda karma eğitim yok. Bunun sebebini ise eğitimciler şu şekilde açıklıyor. "Karma eğitimde çocuk veya genç acaba karşı cins benim için ne düşünüyor. Beni beğeniyor mu? Vb. düşünce içine girip, genç kendini baskı altında hissediyor ve sürekli kafası bu gibi düşünceye yoğunlaştığından derslerinde başarılı olamıyor" diyorlar. Kız çocuklarının okuduğu okulda erkek öğretmen, erkek öğrencilerin okuduğu okulda bayan öğretmen görev yapamıyor. İlköğretimlerde sabahtan öğleye kadar dini eğitim, öğleden sonra fen dersleri eğitimi veriliyor.
Kız çocukları liseden sonra hemen üniversiteye başlatılmıyor.2 yıl tekrardan dini eğitime tabi tutulduktan sonra üniversiteye başlatılıyor.
Yahudiler evlenirken düğünlerinde haremlik-selamlık uyguluyor. Evlenen çift düğünden önce 6 gün birbirlerini hiç görmüyor ve evlendikleri gün oruçlu olmaları gerekiyor. Düğün salonuna giriş kapıları dahi ayrı.Evlenen bayan evlendikten sonra kesinlikle saçını ve diğer tüm vücudunu yabancı erkeğe göstermemesi gerekiyor.Genelde başlarını kazıtıp, peruk yada başörtüsü takıp, vücudu belli etmeyen uzun etekli giysiler giyiyorlar.
Erkekler yaz kış siyah renkte uzun pardösü tipinde ceket giyip, başlarına kep koyuyorlar.
Haham okulları(din görevlisi yetiştiren okullar) liseden sonra 6 yıl eğitim veriyor ve günde 13 saat eğitim alıyorlar.
Yahudi aileler en az 6 7 çocuk yapıp, bu sayı 10 12 ye kadar çıkabiliyor. Evde kesinlikle televizyon bulundurulmuyor, aile reisi zamandan da sorumluyuz, televizyon zaman israfı, hem de aile bireylerini birbirlerinden uzaklaştıran bir alet diyor ve interneti çocuklarına sınırlı kullandırıyor.
Yiyecek ve içeceklerinde haram olan(Tevrat ta yasaklanan ve haram olduğu kesin şekliyle belirtilen hayvanların ürünleri mesela domuz eti ve yağı gibi) herhangi bir katkı maddesi olup olmadığı tescillenen markalar alıyorlar.
Tevrat onca bilime rağmen 10 emirde belirtildiği gibi bozulmasın diye ilk nasıl yazıldıysa bu günde o şekilde el yazmasıyla İbranice yazılıyor.
Yahudiler günde sabah,öğlen ve akşam olmak üzere 3 defa ibadet ediyor. Her sabah ayin 6 da başlıyor ve genelde tamamı ayine katılıyor.Cumartesi günü ise hiçbir iş yapmayıp tamamen ibadetle geçiriyor ve hiçbir esnaf dükkanlarını açmıyor.
Programda seyrettiklerim ve burada açıklamaya çalıştıklarım uzayıp gidebilir.Demek istediğim Yahudiler dinlerinin emirlerini yüzyıllardır hiçbir eksiği olmadan nesilden nesile öğretim, aktarıyor ve öğrendiklerini aynen uygulayarak yaşıyor.
Ya biz?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
necmettın cırak
Yer:
İstanbul
Tarih:
02 Aralık 2008, Salı 11:42 |
goreleyı cok ama cok ozledım bekle benı gorele
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
nazlı kaya
Yer:
Burdur
Tarih:
27 Kasım 2008, Perşembe 19:52 |
Alıntı Sahibi: Abdulkadir Inaltekin
Bayramlar olmasa
Ne dost yüze güler, ne ahbap sorar,
Bayramlar olmasa, unutulurduk.
Ne kapımız çalar, ne kimse arar,
Bayramlar olmasa, unutulurduk.
Kalırdık tek, tenha, dar bir kafeste,
Yollara bakardık, en son nefeste,
Teselli bulurduk, hazin bir seste,
Bayramlar olmasa, unutulurduk.
Dolardık, yağacak bulutlar gibi,
Solardık, açmayan umutlar gibi,
Dağlarda tek gezen aç kurtlar gibi;
Bayramlar olmasa, unutulurduk.
Kardeşliktir, mihribandır Bayramlar,
Fazilettir, ihtişamdır Bayramlar,
Yaratana ihtiramdır Bayramlar,
Bayramlar olmasa, unutulurduk.
Abdulkadir Inaltekin /Berlin
|
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
yeliz
Yer:
Giresun
Tarih:
27 Kasım 2008, Perşembe 16:26 |
İki ipi bir ettim
Dağa oduna gittim
Yar ile konuşurken
Akşam namazı ettim
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Tarik BILGE
Yer:
Diğer
Tarih:
24 Kasım 2008, Pazartesi 18:22 |
Bütün bu zorluklara rağmen, hayatlarını Türk gençliğinin eğitimine adayan değerli öğretmenlerimizin azim ve kararlılıklarının eksilmeyip arttığını görmek bizleri geleceğe dair ümitvar kılmaktadır.
Bu vesileyle; gelecek nesilleri emanet ettiğimiz eli öpülesi fedakâr öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyor, değerli öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Huzur Kandemir
Yer:
Diğer
Tarih:
24 Kasım 2008, Pazartesi 10:55 |
Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlarım.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
24 Kasım 2008, Pazartesi 08:47 |
Her yıl Kasım ayının 24 de kutlanan, geleceğimizi emanet ettiğimiz tüm eğitimcilerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
SERTAÇ ÖĞRETMEN
Yer:
Eskişehir
Tarih:
23 Kasım 2008, Pazar 22:50 |
Alıntı Sahibi: Osman Dost
TEBRİK MESAJI
Bizlere öz evlatları gibi yaklaşıp ilgi gösteren ve bağrına basan,Millet,Memleket,Bayrak ve Atatürk sevgisini aşılıyan,eli öpülesi öğretmenlerimizin,öğretmenler gününü kutluyor,Ebediyete intikal edenlere,başta başöğretmen M.Kemal olmak üzere,hepsine yüce Allahtan rahmet diliyorum...
Osman Dost |
|
|
Allah razı olsun :)))
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
hülya
Yer:
Kocaeli
Tarih:
22 Kasım 2008, Cumartesi 23:49 |
Alıntı Sahibi: Kenan DUZ
Ben sitenize üye olan çok eski bir arkadaşım
Zeki Şahin Kırlak'a ulaşmak istiyorum.
Yardımcı olabilirseniz çok memnun olacağım.
Teşekkürler
Kenan DUZ
Yönetim:Sayın Kenan Bey ilginize teşekkür eder,size en kısa zamanda isteginize cevap vereceğiz. |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman Dost
Yer:
Samsun
Tarih:
22 Kasım 2008, Cumartesi 12:16 |
TEBRİK MESAJI
Bizlere öz evlatları gibi yaklaşıp ilgi gösteren ve bağrına basan,Millet,Memleket,Bayrak ve Atatürk sevgisini aşılıyan,eli öpülesi öğretmenlerimizin,öğretmenler gününü kutluyor,Ebediyete intikal edenlere,başta başöğretmen M.Kemal olmak üzere,hepsine yüce Allahtan rahmet diliyorum...
Osman Dost
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
buse
Yer:
Giresun
Tarih:
21 Kasım 2008, Cuma 23:06 |
erkan baba acı kaybımız onun müzikleri 1 numaraydı onu asla unutmığcağız
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Kasım 2008, Cuma 11:45 |
Gönül işlerine Allah ta karışmamış ama Gençlerin hayatlarının başında yapmış oldukları bir hatayı da belirtmeden geçemeyeceğim.Mesela genç mevcut ailesinin durumunu düşünmeden, göz önünde bulundurmadan özellikle üniversitede okurken bir kıza tutuluyor ve hemen akabinde evliliğe karar veriyor. Türkiye şartlarında çoğumuzun ailedeki maddi durumu malum. Genç aşık olduğu kızın aile yapısını, kızın karakterini, kendi ailesine uyum sağlayıp-sağlayamayacağını, genç kendi ailesini kurarken kafasının içinde tasarladığı aile yapısını gerçekleştirebilmesi için kızın yeterli olup olmadığını bilmeden bir maceraya atılıp, kendini ve ailesini çıkmaza sürüklüyor.
Mesela öyle kızlar var ki; hayatında hiç yokluk görmemiş. Üretmenin ne olduğunu bilmiyor. Hep hazır yemiş. Bunların üstüne üslük birde lüks hayata alışmış ve gösterişe düşkün. Genç bu yapıda ki bir kızla evlendiği zaman onun ihtiyaçlarını karşılamak için olmadık şeyler yapıyor. En basiti bankadan kredi çekip, borç batağına saplanıyor. Bu borçları ödeyemeyince de boşanma kaçınılmaz son olup, geride parçalanmış bir aile, hele de çocuk varsa sorunları yüzyıllar geçse bile bitmeyen toplumsal bir yara oluşmasına sebebiyet veriyor.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
21 Kasım 2008, Cuma 10:28 |
Doğu Karadeniz Bölgesinde doğup büyüyen, burada yetişen her şeyiyle bölgenin karakteristik yapısına uyum sağlayan bölge kadınlarımızdan biraz bahsetmek istiyorum.
Bölgemiz arazi yapısı çok engebeli, sarp, iklim olarak her türlü tarıma elverişli fakat engebeden dolayı ancak fındık,çay, meyve vb.gibi ağaççıl ürünler yetiştirilebilmekte, yine bölgemizin arazi yapısından dolayı hayvancılık büyük hayvan çiftlikleri şeklinde değil, her aile ahırında 2 inek yada tek inek bakmasıyla sınırlıdır.
Bölgemizde aileler özellikle kız çocuklarını yetiştirirken çok titiz davranmakta, kız çocuğu; ileriki hayatında karşılaşabileceği her türlü zorluğu göğüsleyebilecek kapasite ve güçte yetiştirmektedirler.
Mesela bizim kadınımız hiçbir zaman erkek çalışsın ben yiyim deme bencilliğine sahip olmamıştır. Hep veren, üreten, elindekiyle yetinen, mevcut ailenin gelirini çok iyi yöneten, kendisi şehirde oturuyorsa ve burada işçi yada memursa izinlerini şehirdeki ihtiyaçlarını karşılamak için köyde değerlendiren, köyde yaşıyorsa köydeki hayatın şartlarını, şehirde yaşıyorsa şehirdeki hayatın şartlarını hiç acemilik çekmeden çok iyi yerine getiren, hem köyde hem şehirdeki bütün işleri büyük bir ustalıkla yapabilen, kısaca eğerede- semerede gelebilen bir yapıya sahiptir.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Tarik BILGE
Yer:
Diğer
Tarih:
17 Kasım 2008, Pazartesi 17:03 |
Karadeniz muziginin turku babasini kaybetmenin derin uzuntusunu yasiyorum.Erkan baba ya Allah tan rahmet ailesine ve butun Erkan baba sevenlerine bas sagligi diliyorum.Mekanin cennet olsun Karadenizin turku babasi...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
mine
Yer:
İstanbul
Tarih:
16 Kasım 2008, Pazar 00:04 |
Neredeyse babamın gençliği benim çocukluğum onun türkülerini dinlemekle geçti
Dünyaya gözlerini yuman büyük üstat Erkan Abimize Allah'tan rahmet Tüm karadenizlilere sabır diliyorum
Başımız sağolsun.....
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
11 Kasım 2008, Salı 10:43 |
ABD de başkanlık seçimi oluyor, bizim Güneydoğu Bölgemizde bazı insanlar kurban kesip kanını Obamanın resminin üzerine sürüp, döner yapıp paketleyip Obamaya gönderiyor. Bunlar yakında ???? yaparlar ya neyse. İnsan her gün yeni bir şey öğreniyor. Amerikan çıkarları + İsrail çıkarları. Adamlar bu işi iyi biliyor.Önemli olan topraktır. Yeter ki sen toprağı bir ele geçir. Halkı çok kısa bir sürede asimile edersin. Baksanıza Güneydoğu Bölgesi insanlarının bazıları dünden razı asimile olmaya. Güneydoğuda birçok genç aylık 300 YTL karşılığı kiliseye gidiyormuş. Demek ki şimdiden alt yapı hazırlanıyor. Bu İsrail Dünya devletlerini ne kadar da güzel hissettirmeden el altından sömürüyor. İsrail, Almanlar bize soykırım yaptı diye, yıllardan beri Almanlara tazminat ödettiriyor. Peki İsrailin öldürdüğü bunca insana kim tazminat ödeyecek. İsrail hiç iyi şeyler yapmıyor. Bir hırsa kapılmış gidiyor. Dünyayı allak bullak ederek. Dur bakalım bu yaptıklarını gelecekte neyle ödeyecek.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Tarik BILGE
Yer:
Diğer
Tarih:
10 Kasım 2008, Pazartesi 23:35 |
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Büyük önder Atatürk'ü ölümünün 70. yılında saygı, sevgi ve rahmetle anıyoruz.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Cevat ULU
Yer:
Diğer
Tarih:
10 Kasım 2008, Pazartesi 16:29 |
ATATÜRK'Ü ANIYOR VE ANLIYORUZ
"Ey Türk!Titre ve kendine dön!"
Orhun anıtlarında geçen bu söz Türk dünyasında derin yankı buldu.
Çünkü çok anlam ifade ediyordu.
Çinlilerin Türkleri eritme politikalarına,değerli hediyelerine ve Türk hakanlarına Çinli kızların sunulmalarına karşı bir uyarıydı.
Yıllar sonra Atatürk'ün Türk gençlerine hitaben
"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur"sözü de bir uyarı olduğu kadar Türk'ün neleri başarabileceğini anlatır.Atatürk bunu gördü ve yaşadı.
Atatürk Türk milletine çok şey verdi.Türk tarihçilerini toplayarak bilgi aldı.Türk tarihine hayrandı.Türk tarih kurumunu kurdu.
O Türk'ün gücünü biliyordu.
"Ne Mutlu Türk'üm Diyene"sözünü söylerken bunun bilincindeydi.
Türk milleti onu unutmadı.Ona çok şey borçluyuz.
Atatürk'ü sadece anmak değil,anlamak zorundayız.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Bahri YIGIT
Yer:
Diğer
Tarih:
10 Kasım 2008, Pazartesi 03:19 |
ATAM, SEN RAHAT UYU: akıl ve bilimin ışığında, sağlam temeller üzerine kurduğun Cumhuriyet'imizi ilelebet yaşatma hususunda her zamankinden daha fazla, azim ve gayret içerisindeyiz...Her ne kadar, dahili ve harici betbahlar olsada, bu bizim; kararlılığımız karşısında, yok olmaya mahkumdur...
Ölümünün 70. yılın'da, Seni, rahmet ve minnet duygularıyla anıyoruz..Ruhun şadolsun!...Nur içinde yat Atam...
***Ayrıca, bana bu imkanı veren, değerli site yöneticilerine şükranlarımı arzederim...Bahri YİĞİT-BERLİN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman Dost
Yer:
Samsun
Tarih:
08 Kasım 2008, Cumartesi 21:40 |
ATAM SENİ VE ESRLERİNİ UNUTTURAMAZLAR
Ülkemizin kurtarıcısı,Cumhuriyetimizin kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürkü vefatının 70.yılıda
minnet ve rahmetle anıyoruz..İçerden ve dışardan yürütülen"uyutma ve unutturma"oyunlarına bakıp,geçiyoruz..Bu millet
Dedelerin kanları ile yoğrulmuş bu topraklların, bir karış toprağını kimseye vermez...
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
07 Kasım 2008, Cuma 11:13 |
Doğu Karadeniz Bölgesi insanı kadar acaba Türkiye de hayatını kopuk yaşayan ikinci bir bölge var mıdır? Şöyle geriye biraz gideyim. Annem-Babamların döneminden önce gurbet olayı yokmuş. İnsanlar doğduğu yerde ölürmüş. Bölgemizde ne iş varsa kadın-erkek omuz omuza, yan yana birlikte yaparlarmış. Eski erkekler yün eğerip, iplik yapıp, çorap örerken, kadınlar da ormana gidip, ağaç kesip domruktan yarmaça odunu yapabilirmiş.
Annem-Babamların döneminde gurbet olayı çıkmış. Çoğu erkekler ya İstanbul yada Dış Devletlere çalışmaya gitmiş. Hal böyle olunca bütün yük kadınların üzerinde kalmış. Erkekler yılda ya bir ya da iki defa memlekete gelince, kadınlar ayrılığın vermiş olduğu hasretle, erkeklere eskisinden farklı ayrıcalıklar vermeye başlamış. Çok kısa bir süreliğine yanına gelen erkeğine kadın hiçbir iş yaptırmamış. Kadına Allah tarafından verilmiş olan erkeğe hizmet etme, onu hoş tutma, onun sıkıntılarını muhabbetiyle giderme vs. gibi durumları biraz abartmış. Hatta durum öyle bir hal almış ki; erkek erkeğe ait bir iş yaptığı zaman yadırganır olmuş.
-Bak bak beline kuşağı çekmiş, karı gibi kemre taşıyor. Veya;
-Ura ben bu gün şunungilin Mehmeti evde hamur yoğurup, yemek yaparken gördüm demeye başlanmış.
Sonra durum değişmiş. Gurbetteki erkekler eşlerini yanına almış. Bu seferde kadın kadına ait bütün işleri yapmamaya başlamış. Öyle ya gurbette ne tarla varmış ne de bağ. Bu sefer köyde kalan kadınlar hayıflanmaya başlamış.
-Vay vay vay gı baksana ho garının zamanıyla elinden it ekmek almıyıdı, şimdi gadana gibi olmuşa.
-Oğooy bacım garı İstanbula gettide bi has olmuş bi has olmuş ki; cicimamak gibi ye beni deyıya deme başlamışlar. Eee evde oturan kadın tabi böyle olacak. Sıska olacak hali yoga. Tabi kadınlarında köyden kalkıp şehre gidip, hayatlarını burada sürdürmeye başlaması varoş kültürünün doğmasına sebep olmuş. Eskiden şehirlerde köy ağzıyla konuşan insanlar tek tükken bu sefer bayağı fazlalaşmış. Yine bir terslik olmuş bu sefer şehirliler köylü, köylüler ise şehirli olmuş. Çünkü köylerde kalanlar eğitime çok büyük önem verirken, şehirdekiler çocuklarını para kazansın diye okutmamış.
Gel gelelim bizim döneme.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
ALİ DURSUN
Yer:
Diğer
Tarih:
06 Kasım 2008, Perşembe 22:04 |
Salim Tavacı amcamız,o heybetiyle, ciddiyetiyle Görele'mizin bir çınarı daha aramızdan ayrıldı.
Bunun derin üzüntüsü içindeyim.
Salim amcaya Allah'tan rahmet,başta Yalçın ağabey olmak üzere ailesine,yakınlarına,sevenlerine,Görele'mize sabırlar diliyorum.
ALİ DURSUN
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Bahri YIGIT
Yer:
Diğer
Tarih:
06 Kasım 2008, Perşembe 21:59 |
KIŞ GELİYOR, ODUN SOBALARINA HÜCUM
Osman Dost
Yıllar öncesi "çağdaşlaştık"diye, eskiciye sattığımız "Ata yadigarı odun sobası", tekrar Evlerimiz de yerini
alacak.. Üst-üste gelen zamlar, halkı hayata küstürdü. Eline kalemi, kağıdı alan memur ve Emekli, bir türlü hesabı tutturamamakta. Bu nedenle, Avrupa dan gelen emekliler ülkemizi adım, adım, gezip eğlenirken, bizimkiler başka bir kent'deki ahbabını bile, ziyaret edememektedir.
Osman Dost(SAMSUN)
__________________________________________________________________________________________
Osman Ağabey, bir ay önce siteye düşdüğün bu not'un doğruluğu şimdi ortada...Başımıza ne gelmişse, hep inat ve sen, ben kavgasındandır.. Bu arada olan ülkeye, millete ve kaybedilen milli değerlere oluyor.. inşallah bir daha ülke bu durumlara düşmez; önemli olan prensiplerimizi, tutkularımızdan ayırd edebilmektir. İnce san'at zevkiyle, duygu akışın, daim olsun. Selamlar. Bahri YİĞİT
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
fatih
Yer:
Diğer
Tarih:
05 Kasım 2008, Çarşamba 19:06 |

Alıntı Sahibi: REİS,ÜL-FİTYAN
35 yılda cözemediğim ergenekon
35 yılda cözemediğim ergenekon
DAYLI İlk okulunun bugün için bile fazlasıyla dik olan yokuşunu güney mahalle den, ağlamamam için elime tutuşturulmuş tereyağlı ekmeği yiyerek nefe nefese çıktım o gün. Okul bahçesinin bir köşesinden kimi oynayan, kimi bağıran, kimi de ağlayan siyah noktaları izledim babamla birlikte. Bir süre sonra duyulan zil sesi ile siyah noktalar okul duvarının önünde toplanmaya başladılar. Siyah noktaların biraraya gelmesiyle kocaman bir yağmur bulutuna dönüşen kalabalık az sonra başlayacak gök gürlemesinin habercisi gibiydi. Ekmeğimin son parçasını da ağzıma atıp heyecanla bulutun arasına karıştım ve hep birlilkte gürlemeye başladık...
Türküm!
Doğruyum!
Çalışkanım!
Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir!
Ülküm; yükselmek ileri gitmektir!
Ey bu günümüzü sağlayan Ulu Atatürk!
Açtığın yolda, kurdugun ülküde, gösterdigin amaçta, hiç durmadan yürüyeceğime, ilerliyecegime and içerim!
Varlığım Türk varlığına armağan olsun!
Ne mutlu Türküm diyene!
- İyi dersler arkadaşlar!
Sağol!
Yıllar sürecek hayal kırıklıkları ile birlikte, kocaman bir hiçliğe doğru başlayan yolculuğumuz, var gücümüzle bağırarak söylediğimiz bu yeminle başlamıştı...
Ne anlama geldiğini bilmesekte ''Türk'' olduğumuzu öğrenmiştik o gün.
Aynı zamanda doğruyduk ve henüz ilk karnelerimizi dahi almamış olsakta hepimiz çalışkandık... Çalışarak zengin olunamayacağını, başarının ise çalışmaktan çok daha ''insani'' manevralardan geçtiğini henüz bilemiyorduk hiçbirimiz.
Kimseden utanmadan, ırkçılıkla suçlanmadan ve kimse tarafından ayıplanmadan bağıra bağıra ''Türküm'' diyebilmenin ne denli önemli olduğunu kavramamıza ise daha epey zaman vardı...
Küçük olanı ezmek, büyük görünene kul olmak ihtiyacı duymuyorduk. Sahip olduğum ve korumam gereken tek ''Ülkü'' nün,daha okula başmamaış olan kardeşim olmadığını da yine o gün anlamıştım.
Elimden tutup okulun kapısına kadar getiren kişi babam olduğu halde, bugünümü sağlayan başka ''Ulu'' biri olduğunu öğrenmiştim. O ulu kişinin açtığı yolda hiç durmadan yürüyeceğime and içiyordum. Daylı Köyünden GİRESUN ve TRABZON daki okullara yıllarca yapacağım uzun yürüyüşlerin habercisi gibiydi bu yemin. Durmadan yürüyecektim; köyden okula, okuldan köye... 7 yıldır yer yüzünde olan varlığımı, mensubu olduğum az önce öğrendiğim ''Türk'' varlığına tereddütsüz armağan etmiştim o gün... Tam da o yıl başlayacaktı on binlerce vatan evladının varlıklarını ''Türk'' varlığına armağan etmeye başlayacakları ihanet dolu zamanlar. ''Ordu- Millet'' kavramından haberimiz bile yoktu, ''Ğ'' yi yutarak keskin bir şekilde ''Saol!'' demiyorduk henüz ama, Tıbızgilin ibarahim hoca , ve Emin hocadan yediğimizsevgi dolu şamarlarla yaştık ve eğiliyorduk...
Bir süre çizgilerle uğraştık, sonra harfleri öğrendik. Yavaş yavaş cümleler kurarark okuma yazmayı öğreniyorduk. Topu tutma işi Ali'nin, ip atlama işi Suna'nın, bayrak asma işi ise Cemil'indi. Bizde onların yaptıklarını hece hece yazıp söylüyorduk. Bu heceleme işinin ''Tüme varım'' demek olduğunu bilmesekte parçaları bir araya getirerek anlamı bir bütün oluşturuyorduk. ''Üniter Devlet'' in ne anlama geldiğini tabii ki bilmiyorduk. Şimdilerde bütünden parçalara gidilenen ''Tümden Gelim'' metoduna göre okuma yazma öğreniyor sanırım çocuklar. Tabii ki onlarda ''Federasyon'' un ne demek olduğunu bilmiyorlar. Öğrendiğimiz alfabenin ''Latin Alfabesi'' olduğunu ve bu alfabe yüzünden bir günde milyonlarca ''alim'' in cahile döndüğünü kimseler söylemiyordu o zamanlar.
Eylül ayı idi bir carşamba günü okul tatil olmuş köyde fındık fıstık darı pürcek bırakmadan calışmıştık,,,evimizin kapısında büyük bir tagac armudu dediğimiz bir armut agacı vardı, o günün sabahında annem bir böyük harar toplamış carşıya yeni caminin arkasına satmaya getirmiştik.. sabah erkendi ve gelen giden azdı, biraz sonra caminin minaresinin arkasında filimlerde gördüğüm, başında migferli, tüfegin ucunda kasatura, belinde jarjörü , ayagında asker botuyla, bir iki kiş cıktı karşımıza tıpkı amerikan filimlerinden cıkmış gibiydiler...
anneme !!! hanım hanım sokga cıkma yasağı var bilmiyormusun cabuk evine dön dediler !!!!
İşte böylece tanıdım askerimizi ilk orda..demekki sıkı bir yönetimde varmış acaba bu kışın köyde emin hocamın anlatıgı gibi bir şeymiydi !! ;;Cocuklar kışın sıkı sıkı giyinin ki üşütmeyesiniz !!!
devlet bir kere dah büyüklüğünü göstermiş ve bir anne gibi şevkatle milletine sıkı sıkı sarılmıştı....!!!!!!!!
Aylardan şubat veya mart idi tam aklımda değil ihtilal olmuş KENAN EVREN Paşa KARADENİZ gezisi sırasında tarbzondan dönerken GÖRELE ye uğruyacak;
Herkes yeni parkın sırası boyunca hastaneden köprübaşına kadar sağlı solllu dizilmiş bekliyor bizde ortaokul afacanlığı ile yerimizde duramıyor, elimizde Atatürk ve Türk bayragı olan ince sopalarla bir sağa bir sola koşuşturuyoruz; tam paşa geliyor derken polis karakolunun olduğu yerde bir heyacan bi gürültü koptu kimisi suikastcı var dedi, kimisi bir adam kacıyor dedi ve sonra sonra
-megersem bizim gaba mahallesinden gasabın uşa canakcıdan arabayla inek dana almış gelmiş hayvanda galabalıkdan gorkup uşan elinden yulardan kurtulup başlamış gacmaya böylece suikast ın failide belli oldu,
ve yüce TÜRK MİLLETİ paşanın gelişini daha bir coşkulu bicimde karşıladı hep beraber el salladık cumhurbaşkanı paşamıza
1983 secimleriyle beraber güler yüzlü tonton bir amca cıktı siyaset sahnesine cok şekerdi ve herkes tarafından seviliyordu..
yıllardır ezilmiş bir bicimde kücük büyük dmeden dayı yegen abi kardeş demeden bir birinin kanını akıtan yüce TÜRK milletinin biraz aklı başına gelmiş ve bu bahar havasıyla beraber tonton amcayıda milyonlar kucaklamıştı ...O bir iki haftada bir televizyona cıkar ne yaptıklarını anlatırdı.
İÇRAATIN İÇİNDEN proğramında millete,
gercekden de yapardı...kendim biliyorum yine televizyonlardan bakardık güneydoğunun bilmem ne köyünde bizim isli lambayı taşa vurup Trafonun şalterini kaldırır... kah başka bir yerde bir fabrika bir hastane temeline harc atardı o tonton bedeniyle,,
bazende boyundan beklenmedik işler yapar televizyonda birisiyle tartışır satıcam ulan satıcam köprüyüde satıcam derdi... bizim bildiğimiz bir köprü vardı oda canakcı deresi üstündeki köprü idi ama onu satsan ne olurki derdik hangi borca hangi yaraya merhem olacak derdik...bazen havadan atar her mahallede bi zengün olacak derdi..daylı sokağının ağzında eski chp li kurtlar hadi ordan der yeni anap cılar dalga gecerdi onlarla...
Şortla askeri birlik denetlerdi, semranım koy kasedi neşemizi bulalım derdi, güleryüzlüydü Tonton amcam..
ve bir gün aniden gitti bu diyardan hiç kimseye haber vermeden ...o gün kardeşim ülkü nede cok ağlamıştı tonton a....
Yıl 15 ağustos 1984 sıcakmı sıcak bir gün ve PKK terörü kendisini 15 Ağustos 1984’te Siirt’in Eruh ilçesinde gerçekleştirdiği karakol baskınıyla tanıttı. örgüt bu baskınlarla TÜRK Devletine karşı mücadelesini resmen başlatmıştır
İnsanımız ilk başlarda buna bir anlam veremez ise de bazı büyükler dagda bir avuc eşkiya' desede bu günde bildiğimiz üzere pkk 30 bin kişinin kanlı katilidir.!!!
Günler gectikce bu eylemler artmış verilen şehitler ve her akşam ana haber bültenlerindeki şehit cenazeleri yüreklere büyük acılar ve ıstıraplar yaşatmaya başlamıştır...sonu gelemyecek gibi gözüken bu vahşi ve hayvansal içgüdelerle hareket eden topluluğun karşısında mehmetcik ve subayları can siperhane gece gündüz demeden kar kış demeden bu terör örgütüyle mücadele etmiştir ve sözde başkanını da yüce TÜRK adaletine teslim etmiştir..
Evet bu yıllarda öğrenmeye başlamıştık terör, terörist, ayrıcılıkcı kürtcü, pkk, apo, vatan, bir karış toprak, şehit, askeri tören, ve hep siyasilerden aynı nutuklar kafamıza yerleşmişti.... Evlatlarımızın kanı yerde kalmayacak bunun hesabı sorulacak diye..
Belki bedenim kücük düşüncelerim o zamanlar bir cocuk edasında olsada her gece siyah beyazTelefunken televizyonda dallas dan önce cıkan sert mizaclı yüzü gülmeden ,önündeki kağıt dan haberleri okuyan adam en az yarım saat şehit törenleri ve cenazelerini gösterir şehidin artık bu dünyada olmadığını bilir ve o kücük yüregimle ördek sobanın ardında içten içe ağlardım akşam haberlerinde
ve aradan yıllar gecti evet hala hesap soruyoruz kendimize güveniyoruz da hiç bir yavrumuzun hiç bir şehidimizin kanı yerde kalmadı...
ve kalmayacak da bu ulus bu millet bu devlet oldukdan sonra..,
Bir ılık bahar günüde köyden bir komşumuzun düğünü vardı, o zamanlarda tanıdıgım ve ünüversite okuyan mustafa abim beni cay içmek için park a davet etti düğün salonunda.
Henüz bıyıklarım yeni terliyor delikanlılığı yeni yeni tadıyordum elbisem fiyakalı, kot pantalon, gömlek, ayakkabım ESEM olmuştu.
.heyecanla abime sokulmuş onu dinliyordum salonun cıkışında bir yandan tereyağ ve cökelik kokusu aklımı baştan alsada açlık dan,
kulağım mustafa abimdeydi...
O zamanlar KAVUKOĞLU otobüs yazıhanesinin yanında olan kücük bir dükkan gibi bir yere girdik ocak vardı ama kahvehane değildi, masalar vardı kağıt oynayan yoktu, Fenerbahce yada Trabzonspor bayrağıda yoktu eski bir komidinde bir sürü kitaplar masaların üzerinde dergiler vardı kapakları caf caflı parlak dışındaki resimler cizgiydi.. bir KURT cıkmış gaşın başına uluyordu ayışığına doğru...ha bide bi adamın resmi vardı büyük cerceveli kara suratlı sert bakışlı...
Mustafa abim beni içerdeki büro gibi yere aldı, içerde esmer cılız bi uşağa da bize iki cay söyledi.. burası dah güzel döşenmiş koltuğun arkasında yine o catık kaşlı adam büyük bir harita ama haritadaki cizgiler TÜRKİYE yi aşmış bir ucu ÇİN seddinde bir ucu VİYANA Kapısında bir tarafı AZERBAYCAN da bir ucu MUSUL da KERKÜK de ...
Karşı duvarda bir kadın ve yine o dışardaki BOZ KURT yanyana duruyor ve aya bakıyorlar....bir tarafta SELİM bir tarafta FATİH resimleriyle dolu odada mustafa abim anlatmaya başladı anlattıda anlattı TÜRK ü TÜRK olmanın verdiği gururu...öyle bir milletmişizki düşmanlarımız bizi son kişiye kadar kesmiş bişmiş bir cocuk kalmış son olarak onada bir mağarada BOZ bir KURT bakmış emdirmiş büyütmüş... TÜRK ün nesli tekrar türemiş ve olduğu obaya sığmaz olmuş ve koca bir dagı büyük bir ateşle yakarak TANRI DAĞLARI n dan kopan KÜRŞAD ı BİLGE KAGAN ı CENGİZHAN ı ATTİLLA yı DEDEM KORKUT u SULTAN SÜLEYMAN ı SELİM i FATİH i büyük önder GAZİ MUSTAFA KEMAL i ucsuz bucaksız stepleri bozkırları aşarak adelet, medeniyet, şevkat, sevgi, ile bu günki olduğumuz topraklara kadar gelen asil yüce adaletli TÜRK MİLLETİ.ni anlattı işte biraz önce anlattıklarını tamamı bana bir masal gbi gelmişti cok da hoşuma gitmişti ....
anlatığı masal destan ne denirse densin onun adı ERGENEKON du !!!!!!
Sisli ilk bahar günlerinin eğlencelerinden biri de sırganlıklar arasından sülük toplamaktı o zamanlar... Kimin daha fazla sülük toplayacağı üzerine girilen iddialarla rekabet etmeyi, ağır gelsin diye boş sülük kabuklarına toprak doldurarak hile yapmayı öğrendik.. Dönemin en popüler lafı ''Benim memurum işini bilir'' di. Bizden adam olmayacağı o zamanlardan belli olmaya başlamıştı. Bu iş eğlenceli olduğu kadar, kazançlıydı da. Hafta sonu toplanan sülükler, hafta başında çarşıya inince satılır elde edilen gelirle sakız, çikolata, misket, top vb. hayati ihtiyaçlar giderilirdi. Ekmek sırganın ağzındaydı henüz... Sülükleri her zaman aynı kişiye: Daylı sokağının ağzında eski üskü bir dükkanı olan ak sakallı dedeye verirdik. O da sülükleri çuvallarda biriktirip yurt dışına satardı yanılmıyorsam. Dede kimdi, kimin dedesiydi şimdi hatırlamıyorum ama tarttığı sülüklerin kilosunu ve biz verdiği parayı eski bir deftere yine eski harflerle muntazaman yazdığı hatırımda. Ne sülük toplamamız ne de satmamız kimsenin umurunda değildi. Fakat yaptığımızın ne kadar tehlikeli bir iş olduğunu anlamamız uzun sürmedi...
1993 yılının 2 Temmuzu günü 37 kişi diri diri yanarken Madımak Otelinin önünde toplanan kalabalığın attığı slogan hatamızı anlamamıza yetmişti: ''Müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz!'' Bu sloganı atan kalabalığın içinde, sülük sattığımız ak sakallı dedeye görünüş olarak benzeyen insanların olması ne kadar da garipti. Görele'de serbest olan Sivas'ta mı yasaktı, yoksa Daylı sokağı müslüman mahallesi mi değildi!
Aslında 93 yılı cok sıcak gecmişti siyaset sahnesinde..ve derinlerde bir cok cinayetler işlenmiş ve hala üzerlerinde ki sis perdesi aralanmamıştır..
Eşref Bitlis 17 Ocak 1993'de henüz çözümlenmemiş bir şekilde uçağının düşmesi sonucu öldü ..
Ugur Mumcu 24 Ocak 1993 yılında uğradığı bombalı saldırı sonucu öldü.
5 Şubat 1993 tarihinde eşi ve iki çocuğu ile birlikte Bolu-Gerede yakınlarında trafik kazası geçiren. Adnan Kahveci ve eşi olay anında hayatlarını kaybederken, 17 yaşındaki çocukları Aslıhan Kahveci yaralı olarak kurtuldu ancak, bitkisel hayata girdi ve 10 gün sonra vefat etti.
Kamuoyunda dürüstlüğü ile tanınan ve çok sevilen Adnan Kahveci'nin yeni yapılan otobanda ters yola girerek kaza yapması, çeşitli şüphelerin ortaya atılmasına sebep oldu.
Rahmetli Turgut ÖZAL 17 Nisan 1993 tarihinde geçirdiği bir rahatsızlık sebebiyle görevi sırasında vefat etti .
1996 yılı 3 kasım akşamı köprü başında oturmuşuz tıgıç ın kahvesine hem batak oynuyoruz ustu osman cavuşun memed le
hemde haberleri dinliyoruz,
sıradan bir haber gibi gelsede tarfik kazası şoförün soy adı ile dikkatimi cekiyor(daylı köyünde soyadı gökce olan bir sülale mevcuttur)
ve hüseyin abi ses ver şu televizyona diyorum...
susurluk da olan kazada hasan gökce yönetimindeki 20 rc 721 plakalı arac aniden yola cıkan simsiyah bir mercedes e capıyor...
aradan iki saat gecmeden bütün yayınlar televizyonda rafa kaldırılıp son dakika falaş haber adı altında kazaya yer veriyor...
meger o mercedes in içinde ölenler yaralananlar bizim canakcı deresine yuvarlanan bmc kamyondaki vatandaşlar gibi vatandaş değil ,,
hafiften ERGENEKON ada gönderme yapılarak büyük bir cete olarak anlatılmaya başlamıştı...
Polis okulu müdürü HÜSEYİN KOCADAĞ,MEHMET ÖZBAY sahte kimlikli KATLİAM sanığı ABDULLAH ÇATLI sevgilisi GONCA US ölmüş
DYP ŞANLIURFA M.VEKİLİ Sedat BUCAK yaralı kurtulmuştur..
ve devlet yine kendini sorgulamaya başlamıştı...Tansu CİLLER *bu memleket için kurşun atanda yiyende kahramandır * demişti
Soğuk aylardan biriydi 28şubat 1997 şubat ayı idi askerden gelmiş tekrar işime dönmüştüm ...yine manşetler yine haberler
develt baba bu seferde gidişatı begenmemiş ve demokrasilerde değilde bizim siyasetcilerin devamlı kullandıkları bir söz vardır.. ülke keskin bir virja giriyor, ülke şarampole yuvarlanacak, ayagını gazdan cek, frene bas, hoppp hoppp, az solacek, az sap yap, duvara tolayacağız...
meherse bizim ara iyce haşat olmuş ve konunun aslı uzmanlarca incelenmiş ve sonuc BALANS AYARI yapılması zorunda kalınmış yok sa allah muhafaza araba yani devlet az dah ucurumdan gidecekmiş...
12 eylül ü anlatırken dediğim gibi az daha yine sarılacaktı devlet dediğmiz yüce nizam bir anne şevkatiyle cocuklarına
Ve 4 nisan 1997 mustafa abimle ilk oturduğumuzda duvarda cerceveli resmini gördüğüm soguk ve sert bakışlı adamın ölüm haberi yayıldı aniden ülkenin dört bir yanına karahaber yayıldı ve cenaze törenini kar yagışlı bir günde görelede televizyondan seyrettim haberciler ellerinde mikrafon bağrışıyorlardı!; BAŞBUĞ son yolculuğuna uğurlanıyor;
Yıllar ilerledikce okullarımız değişti kafalarımız her gün yeni yeni bilgilerle doldu okuduk okuduk okudukca dahada bilgilendik öğrendik.
bu gün yüce TÜRK milletinin karşısına cıkıpta bana bir terör örgütü ismi ver deseniz söyleceği ilk cümle pkk olur.,
Son günlerde gazetelere televizyonlarda sıkca gündeme getirilen her gün yeni bireylerin içeri alındığı doğrusunu yanlışını ben bilemem;
ama yıllarca devletine milletine sağdık kalmış hayatı dağlarda derelerde kar altlarında gecen subaylarımız, bazı cok değerli gazetecilerimiz, aydınlarımız, oda başkanlarımız, gözaltılara maruz kalmakda basın ve medya yoluyla cirkin iftiralar atılmakta,
Bu akşam skytrk de EROL MÜTERCİMLER in acıklaması vardı; yıllardır dinlediğim bilgilerinden ve düşüncelerinden feyz aldığım bir kişi ner deyse ağlayacak şekilde başına gelenleri anlatıyor, medyaynın yanlılığını ve duyarsızlığından bahsediyor ve ders verdiği bir ünüversitedeki bir kız öğrencisinin önündeki mahcubiyetten bahsetti..
düne kadar parti tarafından ve tabandan da cok sevilen başbakan ın hem danışmanı özel kalemi ve doktoru olan, bazı hastenelerde cerrah olayınca amaliyata giren yoldaki bir trafik kazasında hemen millet vekilliği ni unutum ilk müdahaleyi yapan turhan cömez...bir cok düşüncece ve siyasi araenada ki proğramlarda davetli olan ve düşüncelerinden faydalanılan ve bu millete kendini ispatlamış ANKARA TİCARET ODASI BAŞKANI Sinan AYGÜN,, Ülkeyi ve anayasal düzeni bozmak cete oluşturup silahlı eylem yapıp yani darbe yapmak amacıyla kurulan bir TERÖR ÖRGÜTÜNÜN MENSUBU olmak suclamasıyla gözaltına alınıp cezaevlerine atılmakta.....
bu yoğun operasyona verilen ad ise oldukca düşündürücü...
ERGENEKON ...
Yazımın arasında dediğim gibi ben hakim yada savcı değilim kim iyi kim kötü bilemem bunu yüce adelet belirleyecek zaten beni ilğilendirende kimin ihtilal yapacağı kimin tererist faailiyette bulunduğu değil beni bağlayan beni gözümde hasret tüttüren benim canımı yakan
ERGENEKON ERGENEKON!!!!!!!! benim doğuşumu, benim asaletimi, benim milletimi, sembolize eden ister masal olsun ister destan olsun
ergenekon dur...
Ben kürşad ın torunuyum ben fatihin torunuyum ,ben topal OSMAN ağanın oğluyum ben bu vatanın topragıyım ben MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ün ve devletinin sevdalsıyım....
İki cocuğum var biri 8 biri 3 yaşında yegenlerim var okul cağlarında yarın öbür gün bana sorsa!!!
BABA, AMCA, DAYI , : ŞU ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜNÜN Bİ ASLINI ANLAT ;
dese ben nasıl cevap verceğim, tam 35 sene şanla şerefle asaletle yücelikle hafızama kazınmış olan ERGENEKON DESTANINI..
BU MİLLET COK DESTANLAR YAZDI ORTA ASYA da MALAZGİRT kapılarında CANAKKALE sırtlarında CONK bayırlarındda
İSCHİSAR önlerinde Allahım başka destanlar yazdırmasın bu asil ve şerefli TÜRK MİLLETİNE.....
TANRI TÜRK ,Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!!
ESEN KALINIZ
KALIN YAZI |
|
|
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman Dost
Yer:
Samsun
Tarih:
05 Kasım 2008, Çarşamba 10:05 |
"AMAN TAHRİKLERE KAPILMIYALIM"
İçinde bulunduğumuz burhanlı dönemi,soğukkanllığımızı muhafaza ederek aşmak zorundayız...İnanınız ,buna adeta mecburuz'da...Her bunalımlı dönem
de olduğu gibi,bugün'de kenetlenmek mecburiyetindeyiz..
Ülkemiz'de sahnelenmek istenilen oyunun,senaryosu inanınız çok ulusludur...
Türk milleti bu oyuna dün ggelmedi,bugün'de,yarın'da gelmiyecektir.
Ülkemiz'de kimse rengi,dili ve dini inanışı yüzünden ayırıma tutulmamıştır.
Türkiye yüzyıllardır Türk'üyle,Lazı,Gürcüsü,Kürt'ü,Çerkezi,Boşnağı,
Alevi'si,Sünni'si,Arabı,Ermenisi,Hıristiyanı ve
yahudisi ile aynı Havayı teneffüs etti ve aynı
tastan su içti..Tarihler boyu bu hep,böyle gecmiştir.Bakınız İngiliz ve Fransızların istilasını yaşamış ülkelere,ingilizce ve fransızca konuşurlar....EŞKİYA'YI POLİS VE ASKERİMİZE BIRAKALIM...ASLA TAHRİKLERE KAPILIP;PKK VE ONLARIN DIŞ SAVUNUCULARINA,İLERİDE
SAVUNABİLECEK MATARYAL VERMİYELİM...
Osman Dost(SAMSUN).
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
sevim sarıcı
Yer:
Diğer
Tarih:
04 Kasım 2008, Salı 11:57 |
İngilterede 100 gram fındık birbuçuk paund muş. Yani yaklaşık 4 YTL.
Demek ki 1 kg. İç fındık 40 YTL.
Birilerinin bizim sırtımızdan ne kadar para kazandığını sorgulamazsak, şimdiki konuştuklarımızı 20 sene önce konuşuyorduk. Korkarım torunlarımız bile şimdi konuştuklarımızı konuşacak.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
MUHTEŞEM
Yer:
Diğer
Tarih:
04 Kasım 2008, Salı 10:32 |
Selma Işkın kardeşim büyük harflerle yazdığınız mesajınızı okudum. Düştüğünüz duruma üzülmemek elde değil. Anladığım kadarıyla bir gece düzenlemişsiniz.Organizasyonu Ömer HALİLBEYOĞLU, siz ve ismini belirtmediğiniz bir kişi yapmış.İsmini vermediğiniz kişi ise sizi anlattığınız duruma düşüren kişi. Eee be kardeşim bu kişiyi siz tanımıyordunuz tanımıyordunuz Ömer HALİLBEYOĞLU'da mı? tanımıyordu. Önceden tedbirinizi niye almadınız?
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Selma Işkın
Yer:
Diğer
Tarih:
02 Kasım 2008, Pazar 20:42 |
EVET...!BİR GECE DÜZENLENDİ.GİRESUNLU'LAR GECESİ.ÖĞLE BİR GECE OLDUKU Kİ ZİFİRİ KARANLIKLARA BÜRÜNDÜK O GECE.BİR REZALET VE BİR KAÇ PARANOKYALARIN ESEFLE KINANMASI GEREKEN GECEYDİ O GECE.ÖNCELİKLE ŞUNU BELİRTMEM GEREKİYORKİ'' ÇIKARLARI İÇİN,YOLA ÇIKANLAR'' ASLA VE ASLA AMAÇLARINA ULAŞAMAYACAKLARDIR.MUTLAKA BİR YERDE ALLAH TARAFINDAN FAKA BASACAKLARDIR.TIPKI O GECEKİ GİBİ.BAZI PARANOKYALAR GERÇEK YÜZLERİNİ VE KİŞİLİKLERİNİ ORTAYA SERGİLEMİŞ OLDULAR.BU DA BENİM GERÇEKLERİ GÖRMEME VESİLE OLMUŞ OLDU.İYİKİ DE BUNLARI GÖREBİLDİM.YOKSA DAHA ÇOK KULLANILACAKTIM.GÖRELE HABER SİTESİNDE,SELMA IŞKIN VE SITKI ADA ''AKP'' ŞOV YAPTI İÇERİKLİ HABER BENİ İLK OKUDUĞUMDA ÇOK ÜZMÜŞTÜ.DAHA SONRA KENDİMİ TOPARLAYIP,KİM İÇİN VE KİMLER İÇİN ÜZÜLÜYORUM Kİ VE DEĞERMİKİ BİRKAÇ KENDİNİ BİLMEZLERİN YÜZÜNDEN ÜZÜLÜYORUM DİYE HEMEN KENDİMİ TOPARLAMAYA ÇALIŞTIM.İÇİMDEN BİR SES HEY SELMA KENDİNE GEL KİMSE İLE MUHATAP OLMA KAFANADA TAKMA,AKLINI BAŞINA TOPLA DEDİM.ŞİMDİ BİR KEZ DAHA GURUR DUYUYORUM KENDİMLE.
ÇÜNKÜ,HASETCİLERİN,FESATCILARIN,FİTNECİLERİN,RİYAKARLARIN KARŞISINDA ASLA YILMIYOR HATTA VE HATTA O İNSANLARDAN BÜYÜK GÜÇ ALIYORUM.SADECE O TÜR İNSANLARDAN UZAK DURMAM GEREKTİĞİNİ,ONLARIN BUNDAN SONRA YANLIZ BAŞLARINA NELER YAPABİLECEKLERİNİ UZAKTAN TAKİP ETMEM GEREKTİĞİNİ ANLADIM.ORGANİZASYONUN YAPILMASINDA İKİ KİŞİNİN ADI GEÇİYOR.BİRİSİ HAKİKATEN SAYGI DUYULACAK BİR KARDEŞİMİZ KENDİSİNİ BURDAN TAKTİR VE TEBRİK EDİYORUM.BU KİŞİ O GECEYE RENK KATAN EN GÜZEL ŞEKİLDE MİSAFİRPERVERLİĞİNİ SERGİLEYEN ÖMER HALİLOĞLUDUR.İKİNCİ ORGANİZETÖRE SÖYLEYECEK LAF BULAMIYORUM O ZATEN YAZDIKLARIMDAN İYİ BİR DERS ALACAKTIR.ANLARSA TABİ.
EVET..!YAZACAKLARIM KARŞISINDA GERÇEK ORGANİZATÖRÜN KİM OLDUĞU KARARINI SİZLER VERİN.BUNLARI YAZMAK ZORUNDA KALDIM.ÖNCELİKLE BAHÇELİEVLER BELEDİYE BAŞKANINI BEN DAVET ETTİM.HATTA BAŞKAN YARDIMCILARINI DA.VE ORDA BULUNAN BİR ÇOK DEĞERLİ KATILIMCILARIDA BİZZAT TELEFON VE FAKS' LA ÇAĞIRARAK YİNE BEN DAVET ETTİM.SAĞ OLSUNLAR HEPSİ DE GELMİŞLERDİ.O GECEDE Kİ SES DÜZENİ Nİ,KÜRSÜ'YÜ MASA'YI BEN GETİRTTİM,HEM DE BAHÇELİEVLER BELEDİYESİNDEN.BİR HAFTA BOYUNCA O GECENİN TELAŞI İÇİNDEYDİM.SÜREKLİ ÜST DÜZEY YETKİLİLER LE İLETİŞİM İÇİNDEYDİM.BÖYLE BİR İLETİŞİM İÇİNDE OLMAMIN,O GECE HAKARETLER VE TAŞKINLIKLAR YAPAN ŞAHSINDA HABERİ VARDI.ODA HEYECANLA BEKLİYOR,MEMNUNİYETLE KARŞILIYORDU.DURMADAN SORUYORDU,SELMA HANIM NE YAPTIN,SES DÜZENİ GELİYORMU FALAN FİLAN VS.AMA MAALESEF HİÇ BİRİNDEN HABERİ YOKMUŞ GİBİ HAYKIRIYORMUŞ, ÇOK YAZIK.BİR İNSAN NASIL OLURDA BU KADAR ÇABUK DEĞİŞİR ,HALA ANLAMIŞ DEĞİLİM KENDİLERİNİ.KEŞKE KENDİNİ ÖN PLANDA TUTMAYA ÇALIŞAN,SÜREKLİ KAOSLAR YARATAN,TUSUNAMİLER ESTİREN,ÇEKİRGE GİBİ SAĞA SOLA ZIPLAYAN KENDİNİ BİR ŞEY ZANNEDİP,ORDA O GECEDE,BANADA EL KOL HAKARETİ YAPAN O ŞAHSINDA GÖRÜŞLERİ KEŞKE İÇİNDE KALSAYDI ,TIPKI ORDAKİ AKP LİLER GİBİ.HİÇ BİR AKP'Lİ ORAYA ÇIKIPTA ŞOV YAPMADI.KİMSE GÖRÜŞLERİNİ DİLE GETİRMEDİ.ADAM GİBİ GECEMİZE KATILMAK İSTEDİLER,HANGİ AKP'Lİ MİKROFONU ELİNE ALIPTA BEN AKP'LİYİM DEDİ?BUNA HERKES ŞAHİTTİR.VE ÇOK ŞEYLERE DE ŞAHİT OLUNULDU O AKŞAM.FAZLA UZATMAK İSTEMİYORUM O GECEDE MİSAFİRLERİMİZE KARŞI BENİ MAHÇUP EDEN ŞAHSI ESEFLE VE ŞİDDET LE KINIYOR İŞİ DÜŞTÜĞÜNDE BAHÇELİEVLER BELEDİYESİNE HANGİ YÜZLE GİDECEĞİNİ YADA KİMLERİ KULLANACAĞINI ÇOK MERAK EDİYORUM.HERKESE SAYGILAR.
|
| Yukarı |
|
| |
Gönderen:
Osman Dost
Yer:
Samsun
Tarih:
02 Kasım 2008, Pazar 09:17 |
DOĞAL GAZA ASTRONOMİK ZAM
AKP Kendisine bağlı Belediye'lerin ödemediği
Elektrik ve Doğal Gaz borçlarını,gecim sıkıntısıyla
boğuşan vatandaşa ödetiyor.Dünya'da benzeri
bir uygulama gösterilemez,Hükümet ve AKP li
Belediyeler topladıkları vergileri, halka Siyasi oy
"RÜŞVETİ"olarak dağıtıyor,faturasını vatandaşa
kesiyor.Bu halk Avrupalı gibi"Benim adıma ancak
ben yardım ederim.Halka çalışacağı yer aç veya
açtır"diye sorduğu gün,ülkenin ve vatandaşların kaderi değişecek.Yılbaşından beri
Elektrik ve Doğal Gaza yapılan zamlar katlandı.
Birde gizli vatandaştan gizlenen zam var..3-4
sene önceki TEDAŞ ın faturası ile yenisi ölçüldüğü zaman ortaya çıkıyor.Yeni fatura 7-8
Cm daha "boyluca"..ALLAH BU MİLLETE DAYAN
MA GÜCÜ VE SABIR VERSİN..İŞ YOK..MAAŞLARA ZAM YOK..PARASI OLMIYAN
ESNAFTAN NE ALACAK..BİRER,BİRER ESNAFTA YOK OLUYOR..BU YOK OLMALAR DAHA İLERİ GİTMEMELİ......
Osman Dost(SAMSUN)
|
| Yukarı |
|
| |
|
|